Hakkında Dreams
Akira Kurosawa'nın 1990 yılında beyazperdeye taşıdığı 'Dreams' (Yume), sinema tarihinin en kişisel ve görsel olarak çarpıcı filmlerinden biridir. Yönetmenin kendi tekrar eden rüyalarından ilham alarak sekiz ayrı bölümde anlattığı bu film, izleyiciyi doğa, sanat, yaşam, ölüm ve insanlığın geleceği üzerine düşündüren bir yolculuğa çıkarır. Her bölüm, bir resim tablosu gibi kompoze edilmiş sahnelerle, Kurosawa'nın renk ve ışık kullanımındaki ustalığını gözler önüne serer.
Film, 'Güneş Yağmuru Altında' gibi masalsı ve ürkütücü bir açılışla başlar, 'Şeftali Bahçesi' gibi geleneksel Japon kültürüne saygı duruşunda bulunan bölümlerle devam eder. 'Kardan Fırtına' ve 'Kargalar' gibi bölümlerde ise Vincent van Gogh'un dünyasına yapılan sanatsal bir yolculuk, Martin Scorsese'nin cameo rolüyle taçlandırılır. Oyunculuklar, her bölümde farklı karakterlerle filmi taşıyan isimler tarafından, Kurosawa'nın titiz yönetmenliği altında sunulur.
'Dreams', sadece bir film değil, bir filozofun, bir ressamın ve bir hikaye anlatıcısının vizyonunun birleşimidir. Nükleer felaket sonrası bir dünyayı betimleyen 'Dağ Canavarı' veya doğayla uyum içinde yaşayan bir köyü anlatan 'Su Değirmeni Köyü' gibi bölümler, filmi günümüzde daha da anlamlı kılan çevresel ve varoluşsal mesajlar taşır. Bu filmi izlemek, sinemanın bir sanat formu olarak ulaşabileceği poetik zirveleri deneyimlemek demektir. Görsel ihtişamı, derin felsefi alt metinleri ve evrensel temalarıyla 'Dreams', her sinemaseverin mutlaka izlemesi gereken zamansız bir başyapıttır.
Film, 'Güneş Yağmuru Altında' gibi masalsı ve ürkütücü bir açılışla başlar, 'Şeftali Bahçesi' gibi geleneksel Japon kültürüne saygı duruşunda bulunan bölümlerle devam eder. 'Kardan Fırtına' ve 'Kargalar' gibi bölümlerde ise Vincent van Gogh'un dünyasına yapılan sanatsal bir yolculuk, Martin Scorsese'nin cameo rolüyle taçlandırılır. Oyunculuklar, her bölümde farklı karakterlerle filmi taşıyan isimler tarafından, Kurosawa'nın titiz yönetmenliği altında sunulur.
'Dreams', sadece bir film değil, bir filozofun, bir ressamın ve bir hikaye anlatıcısının vizyonunun birleşimidir. Nükleer felaket sonrası bir dünyayı betimleyen 'Dağ Canavarı' veya doğayla uyum içinde yaşayan bir köyü anlatan 'Su Değirmeni Köyü' gibi bölümler, filmi günümüzde daha da anlamlı kılan çevresel ve varoluşsal mesajlar taşır. Bu filmi izlemek, sinemanın bir sanat formu olarak ulaşabileceği poetik zirveleri deneyimlemek demektir. Görsel ihtişamı, derin felsefi alt metinleri ve evrensel temalarıyla 'Dreams', her sinemaseverin mutlaka izlemesi gereken zamansız bir başyapıttır.


















